Nisan 5, 2022

|

by: tarimdakadinkoop

|

Kategoriler: Genel

Büyük Baş Hayvan Yetiştiricliği

Sanırım Balıkesir ilini herkes bilir özellikle lokantaya yada et almak için kasaplara gittiğinizde “etlerimiz Balıkesir’den geliyor” ifadesi çoğu zaman bir lezzet ve güven sözcüğü olarak sıklıkla kullanılır. Ben de bu güzel ilimizin, tarihi oldukça eski ama en küçük ilçesi olan Balya’da yaşayan, çiftçi bir ailenin 3. çocuğu, emekli bir memurum. Aynı zamanda eşimle birlikte ticaret ile de uğraşıyorum.

Ailemizden kalan ve çocukluğumuzdan beri hayatımızın bir parçası olan, doğada kendi kendine doğup büyüyen yerli boz ırk ineklerimizin doğaya uyumu müthiş olmakla birlikte verimlilikleri çok düşük olduğundan ekonomik anlamda kazanç getirmiyorlardı. Başlangıçta diğer ırklarla aşılayarak hayvanlarımızın verimini yükseltme gayretindeydik. Bu arada ithal edilen yavru hayvanların beslenerek satılması yaygın bir yöntem olduğundan dolayı biz de denemeye karar verdik, yurt dışından bir yaşında erkek hayvan getirererek besicilik işine adım attık. Ancak beslediğimiz hayvanları sattıktan sonra her seferinde yeni hayvanlar ithal ederek işimize devam ettik. O zaman eşimle birlikte “neden her seferinde bu hayvanları yurt dışından getirmek zorunda kalıyoruz, kendimiz üretip çoğaltamaz mıyız? erkek hayvan yerine dişi olanları ithal edersek kendimiz çoğaltabiliriz” diye düşündük. Bir taraftan da yeterli tecrübemiz olmadığından acaba getireceğimiz hayvanlar uyum sağlayacak mı, aşılama ve doğum için nasıl destek alırız diye endişelerimiz vardı. En güzel fikirlerin bile denenmediği zaman bir anlamı olmayacağını biliyorduk ve risklerini göze alarak dişi hayvan ithal etmeye karar verdik. Başlangıç olarak 50 adet dişi Limuzin (et verimi yüksek bir sığır cinsi) aldık. Amacımız bu hayvanlardan elde edeceğimiz erkek hayvanları besleyip satarken doğacak dişileri de sermaye artırımı yapar gibi mevcutlara ilave ederek, kendi üretim ve satış döngümüzü kurmaktı. 5 yıldan bu yana devam eden bu süreçte geriye dönüp baktığımızda bir çok şeyi yaparak öğrendiğimizi ve tecrübe kazandığımızı görüyoruz.

Şu an yaklaşık 150 Baş hayvanımız 200 dönüm arazi içerisinde serbestçe dolaşarak hem doğadan buldukları hem de verdiğimiz ilave yemlerle beslenirken, buzağılarımızda anneleri ile birlikte serbest geziyorlar. Bu işe başlarken ari bir çiftlik kurmak amacımız vardı. Boğa ve sperm satışı yapmak istiyorduk. Koşulların ağırlığından ari sürü fikrinden şimdilik vazgeçmek zorunda kaldık. Bundan sonraki hedefimiz et kalitesi mükemmel, aynı zamanda verimliliği çok yüksek hayvanlar besleyebilmek. Bunun biraz sabır ve süreç gerektirdiğinin bilincindeyiz. Limuzin cinsi ineklerimizi Angus ırkı boğalar ile eşleştirdikten sonra bu birleşmeden doğacak dişileri de 14 ay sonra Şarole cinsi boğa ile eşleştirme planları yapmaktayız . Aynı zamanda çift kaslı bu hayvanlardan doğa koşullarına daha dayanıklı ve et verimi yüksek olanları elde etmeyi ümit ediyoruz.

Hayvanları beslemek ve büyütmek işimizin görünen kısmı ama yem, aşı, mazot, veteriner, ilaç gibi girdilere kesintisiz ulaşabilmek, kesim, paketleme, dağıtım ve işlenmiş ürünlere dönüştürme belki de en önemlisi. İnsanlarımızın yani tüketicilerin ürünlerimizi alabilmesi için ekonomik güce sahip olması bizim hayvanlar ve çiftlikle sınırlı dünyamızın çok ötesindeki işlerdir. Bunları düşününce kendimizi bu büyük üretim ve tüketim zincirinin küçük bir halkası gibi hissediyoruz. Evet! biz bu zincirin ilk halkalarından birisiyiz ve üretim yapamazsak diğer halkaların fazla bir işlevi olmayacağını öngörüyoruz.

İş yerinde yeni bir fikrin üretim bandına girdikten sonra çıkacak ürününü beklemenin heyecanı kadar hayvanların hamilelikte geçen 9 aylık süreleri sonunda elde edilecek küçücük bir buzağının doğması da, benzer heyecanlar taşıyor. İşimiz makinalar değil canlılar olunca, sadece mekanik bilgiler değil sevgi, şefkat ve sürekli gözetim de işimizin bir parçası oluyor.

Tecrübelerimiz gösterdi ki ülkemizin doğası ve iklimi diğer ülkelere kıyasla; sınırlı bir alanda, çoğu kez kapalı mekanlarda yapılan besicilik ile üretilenlerden daha kaliteli ve lezzetli etleri üretmeye müsait.. O yüzden emeklerimizin karşılığını alabildiğimiz sürece gelecek için plan yapma cesaretimiz olacaktır diye düşünüyoruz.

Benim için kıymetli bir değer olan babam; hayatta iken böyle verimli bir ırktan hayvanlara sahip olmayı istemişti ama bunun için ne yeterli sermayeyi ,ne teknik bilgiyi ne de onu destekleyecek bir örgütü yoktu. Bunların bir kısmına ben şimdi sahibim fakat hala gelecek için umutlu planlar yapamıyorum. Halen yaşamakta olduğumuz pandemiden kaynaklanan kriz gıda güvenliğinin bir ülke için yaşamsal önemi olduğunu gösteriyor. Benim gibi küçük girişimcilerin yeterli desteği görmesi halinde ülkemiz insanın gıda ihtiyaçlarını bu toprakların bize bahşettiği imkanlarla karşılaması mümkün. Herkesin destek beklediği bugünlerde bazı şeyleri daha az tüketerek hayatta kalabiliriz ama açlığın yerini başka şeylerle dolduramayız, sesim az çıksa da sadece kendimiz için değil kimse aç kalmasın diye üretim yapma gayretinde olan tarımdaki küçük, ama gönlü çok büyük bir kadın girişimciyim.