Nisan 5, 2022

|

by: tarimdakadinkoop

|

Kategoriler: Genel

Kutsal Kitapların Ölmez Ağacı Zeytin

En önemli tarımsal miraslarımızdan barışın, bilgeliğin, sağlığın, güzelliğin sembolü olan Zeytin’in anavatanı Yukarı #Mezopotamya olup dünyaya yayılışının üç yoldan olduğu bilinmektedir. Birincisi Mısır üzerinden #Tunus ve #Fas, ikincisi #Anadolu boyunca #Ege Adaları, #Yunanistan, #İtalya ve #İspanya, üçüncüsü ise #İran üzerinden Pakistan ve Çin’dir.  Tarihi gelişimi içinde birçok efsaneye kaynak olan Zeytin, eski uygarlıkların yazıtları ve tüm kutsal kitaplarda da yer almaktadır. M.Ö. 6000’lerde kültür bitkisine dönüştürülen zeytinin yağının çıkarılması ve kullanımının yaygınlaşması ancak 1500-2000 yıl sonra gerçekleşmiştir.

Zeytin ilk çağdan günümüze özellikle Akdeniz ve Ege insanlarının yaşamında yerleşik kültürün ve bereketin temsilcisi olmuştur. #Antik çağlardaki olimpiyat oyunlarını kazananlara onur ödülü olarak başlarına zeytin yaprağından yapılmış taç takılır ve zeytinyağı dolu #amphora larla ödüllendirildikleri bilinmektedir. Tarihte bilinen ilk #Zeytin kanunlarını Solon tarafından çıkarılmıştır. Solon; Kanunlar sayesinde #Atina ’nın krizden kurtulduğunu, zeytin dikiminin ve yağ ticaretinin başladığını, her kim Zeytin ağacını keserse cezasının ölüm olacağını, Zeytin ağacının gölgesinde doğum yapmanın kutsal ve bir soyluluk simgesi olduğunu söylemiştir.

Tıbbın babası olan Hipokrat’ın özellikle derslerinde “Yüzünüzü Anadolu’ya Zeytinin ülkesine dönün” dediği, beslenmede zeytinyağını asla eksik etmediğini ve faydasını her daim vurgulamıştır.

Zeytinden bilinen en erken yağ çıkarma yöntemi bugün bile bazı bölgelerde kullanılan ayak ile ezerek yağ çıkarmadır. M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Zeytinyağı çıkarmada bilinen ilk atölye İzmir’in Urla ilçesindeki #Klazomenai antik kentinde bulunmuştur.

Bölgemizde son yıllarda Zeytin ve Zeytinyağı mirasının tanıtımında çok önemli bir yer tutan Ayvacık-Küçükkuyu’da “ADATEPE ZEYTİNYAĞI MÜZESİ”, Kuşadası-Davutlar’da Avrupa’nın en büyüğü “#OLEATRİUM ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI TARİHİ MÜZESİ”, Urla’da “KÖSTEM ZEYTİNYAĞI MÜZESİ” yapılarak ziyarete açılmasına rağmen #Agroekoturizm konusunda hala arzu edilen düzeye gelmiş değildir. Yaşamım boyunca doğa, çevre ve kültür öncelikli yaklaşımımı, yürüttüğüm projelere de yansıtarak, insanlığın ve toplumun ortak faydası için çalışmalar yapmaya çalıştım.

Edindiğim deneyimlerimi de 2019 yılında Kuşadası Belediye Başkan Yardımcılığından emekli olduktan sonra #tarım ve #ekoturizm üzerine çalışarak değerlendirmek istedim.

Tarımsal üretimlerimiz ve #çiftçilik faaliyetlerimiz çocukluğumdan beri, göller, güller ve lavantalar diyarı #Isparta Çiçekpınar’da baba mesleği olarak da devam ediyor. #Zeytin ve #Zeytinyağı ile tanışmam ise EÜ Gıda Mühendisliği Bölümünde Kimyager olarak çalıştığım yıllarda gıda analizleri ile başlayarak 1987 yılında yerleştiğim ve Heredot’un gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü olarak tanımladığı Kuşadası’nda 2011 yılında aldığım Zeytin bahçesiyle devam ediyor. Amacımız sağlıklı bir yaşam için doğal kaynaklarımızın korunmasına, tarım ve turizmin sürdürülebilirliğine küçük de olsa bir katkı sağlayabilmek. #Antik dönemden günümüze, yirmi iki farklı medeniyetin yaşadığı, Ionia’nın merkezi olmuş bir bölgede bulunan #Kuşadası . Türkiye’nin dünyaya açılan limanı konumunda. Tatil amacıyla Kuşadası’na gelen yerli ve yabancı konuklarımıza polifenol içeriği açısından zengin, organik olarak üretilen memecik zeytin ve zeytinyağlarımızın sağlıklı beslenme için önemini anlatmak, bu değerli ağacın meyvelerini, sağlıklı yaşam için tanıtmak ve tattırmak için yola çıktım. Sahibi olduğumuz Yaylaköy #ZEYTİNVADİ arazisi içinde barışa, bolluğa, sağlığa diyerekkültürel, gastronomik ve #tarımsal değerlerine sahip çıkan bir #Agroekoturizm destinasyonu yaratmak.

Projemizde Doğa Akademisi, Tarımsal Miras Sergi Alanı, Lavanta ve TAB Bahçesi oluşturarak, insanlık tarihinin başından itibaren gelişen ve şehirleşmenin getirdiği koşullardan dolayı topraktan ve doğadan uzak kalan çocuklarımıza, gençlerimize tanıtmak, öğretmek ve ülkemizde tarımın sürdürülebilirliğine katkı sağlamak istiyorum.

Kuşadası bölgesinin zeytinin yanı sıra, Bal, Fıstık Çamı, Kiraz, Şeftali, Üzüm gibi tarımsal ürünlerinin de değerlendirilmesi, markalaşması ve bunların katma değeri yüksek ürünler haline getirilmesi gerekmektedir.

Güney Ege Bölgesinde Zeytin Rotaları oluşturarak, tarımsal ürünlerimizi kırsal alanlardaki diğer üreticilerimizle ve kadınlarımızla birlikte markalaştırmak, tarım ve doğa bilincini aşılayarak bunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak da uluslararası bilinirlik yaratarak Agro eko Turizm ve Sağlık Turizmine katkı sağlamayı amaçlıyorum.

Nazım Hikmet’in dediği gibi;

ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YAŞAMAYI,

YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,

HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,

ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,

YAŞAMAK YANI AĞIR BASTIĞINDAN.